OTRA Psikoloji


“Bir şey yapmasam bile sanki bir yerlerde yanlış bir şey yapmışım gibi...”

Kimi zaman bir karar aldıktan sonra, kimi zaman sadece kendin olduğun için…
İçten içe bir suçluluk hali sarmış olabilir seni.
Oysa ortada görünür bir “suç” yoktur. Ama his, gerçektir.
Peki neden bazı insanlar hiçbir şey yapmamışken bile kendini sürekli suçlu hisseder?
Bu yazıda, sürekli suçluluk duygusunun psikanalitik kökenlerine ve bu duygunun altında yatan yapısal dinamiklere derinlemesine bir bakış sunacağız.

⚖️ Suçluluk Nedir? Psikolojik Değil, Yapısal Bir Duygu

Suçluluk duygusu, yalnızca bir olayın ardından gelen pişmanlık değildir.
Bazen suçluluk, kişinin kendiliğine işlemiş, içsel bir yaşam biçimine dönüşür.
Freud’a göre bu duygu çoğu zaman çocuklukta, bireyin süperegosunun gelişimiyle birlikte ortaya çıkar.
Süperego: İçselleştirilmiş yasaların, kuralların ve ebeveyn seslerinin temsilidir.
Bu içsel yapı o kadar katı olabilir ki, kişi gerçek bir hata yapmasa bile “yetersiz”, “ayıp”, “kötü” hissedebilir.

🧠 Çocuklukta Suçluluğun Temeli

•    “Senin yüzünden hasta oldu.”
•    “Seni üzmek istemem ama böyle yaparsan üzülürüm.”
•    “Beni kırdın.”

Bu gibi ifadelerle büyüyen çocuklar, duygularının başkaları üzerinde “ağır” etkiler yarattığını öğrenir.
Zamanla içselleştirdikleri mesaj şudur:

“Benim varlığım bile yük olabilir.”

Böylece birey, sadece davranışlarından değil, arzularından, varoluşundan bile suçluluk duymaya başlar.

🔁 Gerçek Suç mu, Fantezi Suç mu?

Sürekli suçluluk yaşayan biri için ortada somut bir suç olmayabilir.
Ama zihinsel olarak fantezi düzeyinde işlenmiş “suçlar” vardır:

•    “Ben iyi bir evlat değilim.”
•    “Yeterince çalışmadım.”
•    “İzin istediğim için bencilim.”
•    “Sevmediğim biriyle görüşmek istemedim, kötü bir insanım.”

Bu suçlar mantıklı olmayabilir ama duygu gerçektir.
Çünkü suçluluk her zaman gerçek olana değil, içsel yasaya göre işler.

🪓 Süperego: İçimizdeki Sert Yargıç

Freud’un süperego kavramı, kişinin içindeki katı, cezalandırıcı ses olarak işler.
Bu ses:

•    Başarılı olduğunda “yeterli değilsin” der,
•    Dinlendiğinde “tembelsin”,
•    Hayır dediğinde “bencilsin”...
Ve zamanla kişi bu sesi o kadar içselleştirir ki, artık kendi gibi konuşur.
Yani dışarıdan biri seni yargılamasa da sen kendini zaten çoktan yargılamışsındır.

🔄 Suçluluğun Döngüsü: Telafi Et, Sus, İzin İsteme

Sürekli suçlu hisseden bireyler, bu duygudan kurtulmak için şu yolları izler:
1.    Kendini feda eder: Herkese “evet” der, kendini unutur.
2.    Duygularını bastırır: Öfke duyduğunda bile “haklılar” der.
3.    Kendine izin veremez: Keyif almaktan korkar, çünkü haz = suçtur.
Ama bu döngü sürdükçe suçluluk azalmaz, kronikleşir.

💡 Peki Neden Bu Kadar Derinleşir?

•    Ailede duygusal manipülasyon varsa, kişi erken yaşta kendini “sebep” olarak görmeye başlar.
•    Anne ya da baba aşırı fedakâr ya da kırılgansa, çocuk “benim yüzümden böyle” fikrini geliştirir.
•    Toplumsal değerler de özellikle kadınlara daha çok “suçluluk mirası” yükler: “Bakımlı ol, ama gösterme. Hisset, ama abartma. İtiraz etme, ama kendin ol.”

✨ Çözüm Ne Zaman Başlar?

Sürekli suçluluk hissiyle baş etmek, suçun kendisini değil, içselleştirilmiş yargıçla ilişkiyi dönüştürmekle mümkündür.
•    Hangi ses benim?
•    Hangi “ayıp” aslında bana ait değil?
•    Ne zaman kendi sınırımı savunduğumda kendimi suçlu hissediyorum?
Bu sorularla kişi, sahte suçların maskesini yavaş yavaş çıkarır.

🔓 Sonuç: Suçlu Değilsin, Yalnızca Yargılanıyorsun

Sürekli suçluluk hissi, genellikle bir suçun değil; çocuklukta içselleştirilmiş kuralların ve yeterince aynalanmamış benliğin sonucudur.
Ve en çok kendini suçlayanlar, aslında en çok sorumluluk alanlardır.
Belki de yapman gereken şey birini memnun etmek değil, ilk kez kendine “haklısın” demek.



👉 Şimdi Randevu Alın

https://www.otrapsikoloji.com/iletisim

Hemen seansa başla!