“Aile her şeydir.”
“Ne olursa olsun ailedir.”
“Ana-baba sevilmez mi hiç?”
Bu cümleleri duymaktan yorulmadınız mı?
Aile, toplumsal belleğimizde kutsal bir yer işgal eder. Sevgi, sadakat ve bağlılıkla örülmüş bir güvenli alan olarak sunulur. Ancak herkesin aile hikayesi böyle yazılmadı. Bazı evlerde sevgiden çok sessizlik vardı. Bazı sofralarda ekmekten çok kırgınlık paylaşıldı. Ve bazı çocuklar, her sabah sevildiğine inanmak için değil, hayatta kalmak için uyandı.
Şimdi soralım:
Ailenizle görüşüyor olmanız, onları sevmek zorunda olduğunuz anlamına mı gelir?
Sevgi Zorunlu Bir Duygu Değildir
Sevgi, içimizde doğal olarak filizlenen bir duygudur. Kimi zaman bir bakışla başlar, kimi zaman yıllar geçse de yeşermez. Aile üyeleriyle aramızda biyolojik bir bağ olması, otomatik olarak sevgi üretmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez. Hele ki bu bağ, yıllarca ihmal, şiddet ya da duygusal yoksunlukla beslendiyse…
Toplumun dayattığı “aileni sevmek zorundasın” fikri, kişinin bireysel sınırlarını yok sayar. Oysa psikolojik olarak sağlıklı bir yetişkin olmanın yolu, sevmeye zorlanmadan da ilişkiler kurabilmekten geçer.
Aileyle Görüşmek: Sınır mı, Zorunluluk mu?
Pek çok kişi, ailesiyle bağlarını tamamen koparmadan ama duygusal bir mesafe koyarak yaşamayı seçer. Bu bir savunma değil; bir sınır çizme biçimidir. Zira sevgi veremediğimiz yerlerde, saygıyı korumak için sınırlar inşa etmek gerekebilir. Aileyle görüşüyor olmanız, onları affettiğiniz ya da sevdiğiniz anlamına gelmez. Bazen sadece dengeyi korumaya çalışıyorsunuzdur.
Bu noktada önemli olan, kendinize şu soruyu sormaktır:
“Bu ilişkide ne kadar var olmak istiyorum ve bu beni nasıl etkiliyor?”
Suçluluk Yerine Öz-Şefkat
“Ya ben kötü bir evlat mıyım?”
Bu soru, çoğu kişinin içinde sıkıştığı en derin kuyulardan biri. Ama unutmayın: Kendi duygularınızı inkâr ederek kimseyi “iyi” yapamazsınız.
Kendinizi zorlayarak sevmeye çalıştığınız bir ilişki, hem sizi hem karşınızdakini yıpratır. Bu yüzden suçluluk yerine öz-şefkati davet etmek gerekir.
“Sevemiyorum çünkü sevilecek bir ortamda büyümedim.”
Bu cümle, bir bahaneden değil, bir içsel farkındalıktan beslenir.
Sonuç Olarak
Aileyle görüşmek, bazen geçmişle barışmanın, bazen de geleceğe dair bir denge kurmanın yolu olabilir. Ama bu ilişkiyi sevgiyle taçlandırmak bir zorunluluk değildir.
Kendinizi, hissetmediğiniz duygulara zorlamak yerine, hissettiklerinize alan açın.
Sevgi, zorunluluktan değil, içtenlikten doğduğunda anlam kazanır.